Yangın…
Canlı bedeninde en büyük acı yanık acısıdır. Yanık yarası kolay kolay iyileşmez; iyileşse de izi kalır ya…
Doğa da böyledir. Yangın yerleri iflah olmaz…
Ormanlar doğanın akciğerleridir.
Ormanlar olduğu sürece yararlanır insanlar “rahmet” dedikleri yağmur bereketinden…
Haftalardır yanıyor doğamızın ciğerleri. Beş bölgede eş zamanlı yangınlar çıkarılıyor. Söndürülmesi güç olacak şekilde hem de…
“Çıkıyor” demiyorum bakın; “çıkarılıyor” diyorum…
Turistik bölgelerimizden birinde, son iki yılda “70 yangın” çıkmış.
“Tesadüf” diyebilir misiniz buna? “Dikkatsizlikten, tedbirsizlikten, cehaletten…” diyebilir misiniz?
Çevre ve Orman Bakanı, “bilinçsizlikten” demiş. İnanmak mümkün mü?
*   *   *
Bence tam tersi; bilinçli çıkarılıyor yangınların çoğu. Yoğun şekilde yangınların nerelerde çıkarıldığına bakın, anlarsınız.
Şimdi beton yığınları yükselen sahil şeritlerimiz, ormanlarımızdı bir zamanlar.
Yanan ormanların yerine ağaç dikilmiyor.
Birkaç yıl geçtikten sonra, “orman vasfını kaybetmiş alanlar” olarak niteleniyor.
Satarak geçinmeyi alışkanlık edinen bir hükümet geliyor günün birinde, dayatıyor “ben buraları satacağım” diye. Yasa çıkarıyor meclisten.
Bu oyunu bilen yurtsever bir devlet adamı, kale gibi çıkıyor karşılarına.
Aceleleri yok; bekliyorlar. Nasıl olsa gidecek o devlet adamı.
Satışı seven biri geldiğinde işler yoluna girecek…
*   *   *
Üç büyük felaketten biridir yangın. Öbür ikisi, deprem ve sel…
Yalar, yutar önüne gelen canlı, cansız ne varsa.
Her orman yangınında binlerce ağaç kül olurken, on binlerce hayvan can veriyor alevler içinde…
Fakat yangını çıkaranlarda, tüm insani duygular yok olmuştur.
Acıma, vicdan, merhamet, sevgi beklenmez onlardan.
Tek düşünceleri “vurgun” yapmaktır.
Kapkaç yapan tinercilerin kişilik yapısı da böyledir. Ama onlar yakalanır, hapse atılır ya da toplum onlardan uzak durmaya çalışır.
Ama vurguncular…
Statüko sahibidirler, anlı şanlıdır çoğu. İşadamı olarak, politikacı olarak, bürokrat olarak, diplomat olarak, ne bileyim işte yüksek kariyer sahibi olarak karşımıza çıkabilirler…
Yasalar işlemez onlara pek. Gerektiğinde yasa yaptırırlar kendilerine göre.
Yakarlar, yıkarlar, yok ederler…
Sonra satın alıp yaktıkları yerlere “turistik tesis” diye beton dökerler.
Devletten de “turizmi teşvik” desteği alırlar.
*   *   *
Biz, cayır cayır yanan ormanlarımızı, sıradan günlük haber izlercesine izleriz.
Bilmeyiz ne yazık ki, ormanlar yandıkça sel felaketi yıkacak yuvaları, “erozyon” götürecek topraklarımızı... Kıtlık ve açlık yapışacak yakamıza.
Öylece bakıyoruz yangın yeri ticareti yapanlara…


Yazar: Nurettin Burhan (TABLO)
Tarih: 2008-07-16


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Gün FM 99.9 Afyon Türkü Radyosu
http://www.gunfm.net

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.gunfm.net/modules.php?name=Kose_Yazilari&op=viewarticle&artid=77