“Silahla kazanılan
şeref, şerefsizliğin ta kendisidir!”
Tomas Mor
“ Silah icat oldu
mertlik bozuldu”
Boşuna söylenmiş laflar değil. Muhakkak can acıtmış, bir
cana son vermiş, göz yaşı akıtmış olmalı. O soğuk demir parçası ne ocaklar
yıkmış, üzerine yalancı dünyalar kurulmuş kim bilir...
Televizyonlarda silahlı diziye ne kadar meraklıymışız meğer.
Anlamıyorum, seyredenler yağan kurşunlarda, uçan tekmelerde, akan kanlarda ne
bulurlar. Gelecek bölümün tanıtımında 5 saniyede 50 tane adam öldürülüyor.
Açıklama bir cümle; “Türkiye’nin gerçekleri”
peki bu Türkiye’nin gerçeklerini kim yaratıyor? Allahınızı severseniz?
Şimdi delikanlılık
bu mu? Delikanlılık bu nu mu ifade eder oldu? Oysa ki gerçek delikanlılık;
mert, samimi, yalansız, katıksız, özü-sözü bir, insan gibi insan olmak değil
midir? Nasıl oluyor da boyut değiştiriyor, insan canını yakan hatta son veren,
soğuk demirle bağdaştırılır. Belinde silah olmak; delikanlılık mı, yoksa
korkaklık mı? Bence bu tip insanlar mahallenin tavuğundan bile korkarlar.
Neden elinde , belinde, evinde bulunduruyorlar? Neyden korkuyorlar? Neyi
kanıtlıyor? Düğünlerde, takımı maç kazandığında artık bunlar mı oldu sözcümüz? Hocam
Hani nerde türkülerimiz eşliğinde halaylarımız, zeybek oyunlarımız? Sevincimizi
ifade etmeye yetmiyor mu artık? Pencereden, balkondan seyreden bir candan ne
isteniyor? Havaya sıkılan kaza kurşunu çoğu zaman masum minik bedenler,
annelerinin kucağında can veriyor; “Maganda kurşunuyla can verdi!” bu kadar
basit midir?
Buysa delikanlılık heybet, ben delikanlı değilim! Bu
delikanlılık midemi bulandırıyor. Tedavi olması gereken hastadır. Yaşı,
kariyeri, konumu ne olursa olsun.
Çok küçükken özendiriliyor. Oyuncak tabancalar, tüfekler
aslan parçalarına, delikanlı adaylarına. Oyuncak bebek alacak halleri yok ya.
Erkek gibi oynasın silahını, öğrensin delikanlılığın inceliklerini. Cesaretli
olsun biraz, korkak alışmasın. Çocuk da ne bilsin oyuncak tabancasıyla vuruyor
önüne geleni “dan! dan!” etrafındakiler yalancıktan ölüyor. İlerde gerçekten öldürmek
için tecrübe ediyor. Bilmiyoruz potansiyel şiddet makinesi yetiştirdiğimizi. Ya
da işimize gelmiyor.
Mesleğim oyuncakçılık. Oyuncak alır satarım ben. Çocukların
hayatında oyuncağın önemini çok iyi bilirim. Kocaman insanlar olduğumuz da bile
unutmayız oyuncaklarımızı. Büyükleri oyuncak aldığında, kocaman kocaman mutlu gözlere bakmak nasıl
mutlu eder beni. Bence; silah satan gerçek oyuncakçı değildir. İnsan para için bazı değerlerini göz ardı
etmemeli. Oyuncakçılık sorumluluk ister, erdem ister. Çünkü hedef kitlesi çok
önemlidir. Çocuklar! Oyuncakçının çocuklara karşı sorumluluğu vardır. Sadece
ticaret değildir. Para elbette kazanılır. Ama bir çocuğa, geleceğimize satılana
dikkat etmelidir. Bu konuda anne-baba kadar oyuncakçı da sorumludur. Bu konuda herkes
payına düşen duyarlılığı göstermeli.
Bu yazımızı değerli yazarımız Sunay Akın “Tuncay
Terzihanesi” adlı son kitabının bir
bölümünde yer vermiştir.