Gözden kaçırmayın

“DEPREM GERÇEĞİNİ GÜNDEMİMİZDEN ÇIKARMAMALIYIZ”“DEPREM GERÇEĞİNİ GÜNDEMİMİZDEN ÇIKARMAMALIYIZ”

Sekiz kişinin hayatını kaybettiği silahlı saldırılardan ekonomik krize, Dinar depreminden belediye meclisindeki tartışmalara, emekli ve esnafın sorunlarından şeker pancarı üreticilerinin yaşadığı sıkıntılara kadar birçok konuyu değerlendiren Mısırlıoğlu, Afyonkarahisar Devlet Hastanesi ve Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi hakkında kendisine ulaştırılan ciddi iddiaları da kamuoyuyla paylaştı.

Mısırlıoğlu, özellikle son günlerde yaşanan olayların Afyonkarahisar'da büyük bir üzüntü ve endişeye yol açtığını ifade etti. Ekonomik sıkıntıların toplum üzerindeki etkilerinin artık görmezden gelinemeyeceğini savunan Mısırlıoğlu, yerel yönetimlerden merkezi hükümete kadar bütün yetkililere sorumluluk çağrısında bulundu.

“TÜRKİYE'NİN EN HUZURLU ŞEHRİ DENİLEN AFYON'DA NELER YAŞANIYOR?”

Konuşmasına Afyonkarahisar'da yaşanan silahlı saldırılarla başlayan Mısırlıoğlu, birkaç ay önce kentin Türkiye'nin en huzurlu şehirleri arasında gösterildiğini hatırlattı.

Son dönemde meydana gelen olayların toplumda büyük tedirginlik yarattığını söyleyen Mısırlıoğlu, şunları kaydetti: “Değerli basın mensupları, geçtiğimiz aylarda Afyonkarahisar için Türkiye'nin en huzurlu şehri şeklinde paylaşımlar yapıldı. Sizler de bu konuda haberler yaptınız. Ancak son iki aya dönüp baktığımızda gerçekten tüyler ürpertici olaylarla karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. Bir vali yardımcımızın vefatıyla gündeme gelen olaylar, ardından yaşanan gelişmeler ve nihayet dün sekiz vatandaşımızın hayatını kaybettiği korkunç saldırılar... Afyonkarahisar'da neler oluyor?

 Çocuklarımız korktu, kadınlarımız korktu, sokaklarda panik yaşandı. Toplumun her kesimi, ben de dahil olmak üzere, 'Biz ne oluyoruz?' diye kendisine sormaya başladı.”

“SEKİZ OCAĞA ATEŞ DÜŞTÜ, AFYONKARAHİSAR YASA BOĞULDU”

5 Kasım 2026 tarihinde meydana gelen silahlı saldırılarda hayatını kaybeden vatandaşları tek tek anan Mısırlıoğlu,

Mısırlıoğlu, “Hayatını kaybeden sekiz vatandaşımıza Allah'tan gani gani rahmet diliyorum. Mekânları cennet olsun. Yakınlarının acısını yürekten paylaşıyoruz. Ağır yaralı vatandaşımızın da bir an önce sağlığına kavuşmasını temenni ediyorum. Allah bir daha hiçbir aileye böyle bir acı yaşatmasın.” dedi.

“SALDIRININ ARKASINDAKİ EKONOMİK İDDİALAR ARAŞTIRILMALI”

Silahlı saldırıların ardından kendisine bazı bilgiler ulaştığını açıklayan Mısırlıoğlu, olayın arka planında ekonomik sıkıntılar ve alacak-verecek anlaşmazlıkları bulunabileceği yönünde iddialar duyduğunu söyledi. Söz konusu bilgilerin henüz doğrulanmamış iddialar olduğunu özellikle vurgulayan Mısırlıoğlu, şöyle konuştu: “Dün akşamdan bu tarafa olayla ilgili birtakım bilgiler aldım. Bunların tamamının iddia olduğunu özellikle ifade ediyorum. Bana ulaşan bilgilere göre olaya karışan kişinin çok ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığı, yaklaşık yedi sekiz aydır borçlarını ödemekte zorlandığı ve sürekli çözüm aradığı ifade ediliyor.

Bir liralık borcun iki liraya çıktığı, borcun katlanarak büyüdüğü ve alacaklıların sürekli baskı yaptığı yönünde iddialar var. Tefecilik iddiaları var. Hayatını kaybedenlerden bazılarının da alacak-verecek meselesi nedeniyle Afyonkarahisar'da bulunduğu söyleniyor.”

Mısırlıoğlu, ayrıca olayın şüphelisinin aracına daha önce silahlı saldırıda bulunulduğu yönünde bilgiler aldığını belirterek, “Mart ayında evinin önündeki aracının kurşunlandığı iddia ediliyor. Bunlar doğruysa olayın geçmişi de araştırılmalıdır. Bu olayın öncesinde herhangi bir şikâyet, tehdit veya adli başvuru olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Yaşananların masum insanların hayatına mal olduğunu söyleyen Mısırlıoğlu, hiçbir ekonomik veya kişisel anlaşmazlığın şiddeti haklı gösteremeyeceğini vurguladı.

“TÜRKİYE'NİN 81 İLİNDE AYNI EKONOMİK FERYAT YÜKSELİYOR”

Türkiye'nin birçok ilinden insanlarla görüştüğünü belirten Mısırlıoğlu, ekonomik sorunların yalnızca Afyonkarahisar'a özgü olmadığını söyledi. “Bitlis'teki vatandaşımız da aynı sıkıntıları anlatıyor, İzmir'deki de Konya'daki de aynı şeyleri söylüyor. Türkiye'nin neresini ararsanız arayın, konu dönüp dolaşıp geçim sıkıntısına geliyor. Esnaf para kazanamıyor, çiftçi ürettiğinin karşılığını alamıyor, emekli geçinemiyor. İnsanlarımız borçlarını ödeyebilmek için yeniden borçlanıyor. Bu sürdürülebilir bir düzen değildir.”

“5 MİLYON LİRALIK KREDİYİ HANGİ ESNAF ALABİLİYOR?”

Esnafa yönelik kredi açıklamalarını da değerlendiren Mısırlıoğlu, açıklanan desteklerin uygulamada ne kadar karşılık bulduğunun sorgulanması gerektiğini ifade etti. “Esnafımıza 5 milyon liraya kadar kredi verileceği söylendi. İktidarın temsilcileri bunu can suyu olarak açıkladılar. Peki soruyorum, bu krediyi gerçekten kaç esnafımız kullanabiliyor?

Bankalar burada, esnaf burada. Çıkıp açıklasınlar. Kimler başvurmuş, kaç kişi kredi alabilmiş, kaç kişi sicili bozuk olduğu için geri çevrilmiş? Esnafa kredi açıklamak başka, o krediyi esnafın kullanabilmesini sağlamak başkadır. Borç içindeki vatandaşımıza kullanamayacağı bir kredi imkânını müjde diye sunmanın ne anlamı var?”

“MİLYONLARCA VATANDAŞ BORÇ VE İCRA BASKISI ALTINDA”

Türkiye'deki icra dosyalarının ve borçluluğun ulaştığı boyutlara dikkat çeken Mısırlıoğlu, yaklaşık 30 milyon vatandaşın icra ve borç sorunlarıyla karşı karşıya bulunduğunu ileri sürdü. Kredi kartları, tarım kartları ve çeşitli banka ürünleriyle yaşamını sürdürmeye çalışan vatandaşların artık finansmana ulaşmakta zorlandığını savunan Mısırlıoğlu, şunları söyledi: “Bir çiftçi hasat kartıyla üretimini sürdürmeye çalışıyor. Bir esnaf kredi kartıyla dükkânını döndürmeye çalışıyor. Maaşlı çalışanımız bir borcu başka borçla kapatmaya uğraşıyor. Sicili bozulduğunda ise hiçbir bankadan kredi alamaz hale geliyor.

Bu insanları nasıl ayakta tutacaksınız? İnsanları yalnızca borçlandırarak ekonomik hayatı sürdüremezsiniz.”

“KADINLARIN VE ÇOCUKLARIN ÇARESİZLİĞİNİ GÖRDÜKÇE İÇİM SIZLIYOR”

Ekonomik sıkıntıların toplumun ruh sağlığını da etkilediğini belirten Mısırlıoğlu, antidepresan kullanımının yaygınlaştığını ileri sürdü. Toplumun büyük bölümünün psikolojik baskı altında bulunduğunu savunan Mısırlıoğlu, konuşmasında antidepresan kullanımına ilişkin yüzde 65 gibi yüksek bir oran da dile getirdi.

Mısırlıoğlu, özellikle ailelerin yaşadığı geçim sorunlarının kendisini derinden etkilediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Kadınlarımız akşam evinde ne pişireceğini düşünüyor. Çocuklarına ne yedireceğini kara kara düşünen annelerimiz var. Bir annenin bu çaresizliğini hangi vicdan kabul edebilir?

Ben de çok lüks bir hayat yaşamadım. Büyük varlıklar içinde büyümedim. Allah'a şükür aç açıkta kalmadık ama kıt kanaat geçindiğimiz dönemler oldu. Zor şartlarda yetiştik. Bu nedenle insanlarımızın ne yaşadığını anlayabiliyorum.

Kadınlarımızın ve çocuklarımızın çaresizliğini gördüğümde burnumun direği sızlıyor. Elimde imkân olsa bütün varlığımı vatanım ve milletim için seferber etmekten çekinmem. Milletimizin bu kadar sıkıntı çekmesine insanın vicdanı razı olmuyor.”

“DİNAR DEPREMİ BİZE ACI GERÇEKLERİ YENİDEN HATIRLATTI”

Mısırlıoğlu, 5 Kasım sabahı Dinar ilçesinde meydana gelen 4,1 büyüklüğündeki depremi de değerlendirdi. 1995 yılındaki Dinar depreminin 31'inci yıl dönümüne dikkat çeken Mısırlıoğlu, Afyonkarahisar'ın deprem gerçeğini unutmaması gerektiğini söyledi. “Sabaha karşı Dinar'da meydana gelen deprem hepimizi korkuttu. Bu deprem bize 17 Ağustos Marmara depremini, 3 Şubat'ta Sultandağı, Çay ve Bolvadin bölgesini etkileyen büyük depremi, 1995 yılındaki Dinar depremini yeniden hatırlattı.

Aradan 31 yıl geçti. O gün yaşadığımız acıları unutmadık. İnsanlarımız hayatını kaybetti, evlerimiz yıkıldı, iş yerlerimiz çöktü, hayvanlarımız enkaz altında kaldı.

Afyonkarahisar deprem riski bulunan bir bölgedir. Artık güvenli binalar üretmek ve insanlarımızı güvenli yapılarda yaşatmak hepimizin sorumluluğudur.”

 “AFYONKARAHİSAR DEPREME NE KADAR HAZIR?”

Afyonkarahisar merkezinde yaşayan nüfusa dikkat çeken Mısırlıoğlu, olası büyük bir depreme karşı hazırlıkların kamuoyuna açıklanmasını istedi. “Afyonkarahisar merkezinde nüfusumuzun yaklaşık yüzde 45'i yaşıyor. Peki biz depreme ne kadar hazırız? Toplanma alanlarının dışında mahallelerimiz, evlerimiz, iş yerlerimiz ne kadar güvenli?

Dinar'da ne kadar önlem alındı? Çay'da, Sultandağı'nda, Bolvadin'de ne yapıldı? Merkezde kentsel dönüşüm hangi aşamada?

Bu çalışmalar karınca hızıyla mı gidiyor, yıldırım hızıyla mı? Vatandaşımız bunu bilmek istiyor.” Kentsel dönüşüm uygulamalarında vatandaşların mülkiyet haklarının korunması gerektiğine dikkat çeken Mısırlıoğlu, bazı mahalle sakinlerinin kendilerine ulaştırdığı şikâyetleri ilerleyen toplantılarda kamuoyuyla paylaşacağını söyledi.

Mısırlıoğlu, “İnsanların tapularına, evlerine ve yıllarca emek vererek edindikleri mülklerine ilişkin endişeleri var. Vatandaşa 'İster kabul et, ister etme' anlayışıyla yaklaşılmamalıdır. Kentsel dönüşüm insanları mağdur ederek değil, onların haklarını koruyarak yapılmalıdır.” dedi.

“BELEDİYE MECLİSİ KAVGADAN BAŞKA NE YAPIYOR?”

Afyonkarahisar Belediye Meclisinde yaşanan tartışmaları da sert sözlerle eleştiren Mısırlıoğlu, belediye yönetimine ve bütün siyasi partilerin meclis üyelerine çağrıda bulundu. “Belediye Meclisimiz her ayın ilk pazartesi günü toplanıyor. Peki Afyonkarahisar adına ne yapılıyor? Kavgadan başka ne konuşuluyor?

Ben iktidar meclis üyelerine de muhalefet meclis üyelerine de belediye başkanımıza da soruyorum. Bu kavga iklimi ne zaman bitecek?

Afyonkarahisar'ın dağ gibi birikmiş sorunları var. Vatandaşımız çözüm bekliyor. Siz ise her toplantıda tartışıyorsunuz.”

“YORGAN GİTTİ, KAVGA BİTSİN!”

Belediye Meclisindeki siyasi çekişmeleri eleştiren Mısırlıoğlu, konuşmasının bu bölümünde dikkat çeken ifadeler kullandı: “Yorgan gitti, kavga bitti arkadaşlar! Artık işinize bakın. Seçim geride kaldı. Kim kiminle ayrılmış, kim kiminle kavga etmiş, kim kime ne söylemiş; bunları bırakın artık.

Siyasetin hesaplaşmasını seçim zamanı yaparsınız. Önümüzdeki seçim geldiğinde kim ne biliyorsa ortaya döksün. Ama bugün bu millet size beş yıllığına görev verdi.

Vatandaşımız size huzurlu, güvenli ve yaşanabilir bir Afyonkarahisar oluşturun diye yetki verdi. Siz her toplantıda geçmişin hesaplarını tartışarak gerçek gündemin üzerini örtüyorsunuz. Bir zahmet bu kavgalarınızı önümüzdeki seçimlere kadar erteleyin. Afyonkarahisar sizden hizmet bekliyor.”

“PARTİNİN ADINI SAVUNDUĞUN KADAR ESNAFIN HAKKINI DA SAVUN!”

Belediye Meclisindeki tartışmalardan hareketle Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatif başkanı Birliktir’e seslenen Mısırlıoğlu, esnafın sorunlarının siyasi polemiklerden daha önemli olduğunu söyledi.

Kooperatif yöneticiliği ile belediye meclis üyeliği görevini birlikte sürdüren bir Birliktir’i eleştiren Mısırlıoğlu, şunları kaydetti:

“Partinin isminin nasıl söylendiğiyle ilgili tartışma yapıyorsunuz. Peki başında bulunduğunuz esnaf kooperatifindeki insanların sorunları ne olacak?

Partinin adını savunduğunuz kadar esnafın hakkını, hukukunu savunuyor musunuz?

Seçim döneminde çıktınız, esnafın sicil affına ihtiyacı var dediniz. Vergi borcu olan kredi alamıyor, sigorta borcu olan kredi alamıyor dediniz. Ben de o gün sizi takdir ettim. Peki bugün hangi esnafın sorunu çözüldü?”

“100 ESNAFTAN KAÇINA KREDİ VEREBİLİYORSUNUZ?”

Esnafın yaşadığı sorunları sıralayan Mısırlıoğlu, kredi ve kefalet kooperatiflerinin kaç esnafa destek sağlayabildiğinin açıklanmasını istedi.

“Size yüz esnaf başvuruyorsa bunların kaçına yardım edebiliyorsunuz? Yüzde 20'sine mi, yüzde 30'una mı, yüzde 40'ına mı?

Dükkân kirasını ödeyemeyen esnaflarımız var. Vergi borcu yüzünden dükkânını kapatanlar var. Bağ-Kur prim borcu nedeniyle emekli olamayanlar var. Sicili bozuk olduğu için kredi kullanamayanlar var. Bunların hangisinin sorununu çözdünüz?

Parti isimleri üzerinde tartışmayı bırakın. Ya belediye meclis üyeliğinizin gereğini yapın ya da başında bulunduğunuz sivil toplum kuruluşunda esnafın hakkını koruyun. Afyonkarahisar sizden laf değil, hizmet bekliyor.”

“ANKARA'DA KONFOR VAR, MİLLETİN EVİNDE GEÇİM SAVAŞI VAR”

Türkiye Büyük Millet Meclisinde yürütülen ekonomik düzenleme çalışmalarını da eleştiren Mısırlıoğlu, dar gelirli vatandaşların yaşadığı sıkıntıların yeterince dikkate alınmadığını savundu.

“Milletin geçim şartlarıyla ilgili karar verecek olanlar konforlu makam araçlarıyla, sıcak koltuklarıyla Meclise gidiyorlar. Komisyonlarda tartışmalar sürüyor ama vatandaşın sofrasındaki ekmek küçülüyor.

Afyonkarahisar Belediye Meclisinde nasıl tartışmalar yaşanıyorsa Ankara'da da benzer bir tablo görüyoruz. Oysa burada konuşulması gereken asgari ücretli, emekli, esnaf ve çiftçidir.”

“ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA KALIYOR”

Mısırlıoğlu, asgari ücret ve emekli maaşlarının hayat pahalılığı karşısında yetersiz kaldığını savundu.

Konuşmasında açlık sınırının 38 bin lira seviyesine dayandığını ifade eden Mısırlıoğlu, yaklaşık 28 bin lira düzeyinde maaş alan asgari ücretlinin geçim mücadelesi verdiğini belirtti. En düşük emekli aylığını da yaklaşık 23 bin 500 lira olarak değerlendiren Mısırlıoğlu, emeklilerin açlık sınırının oldukça altında bir gelirle yaşamaya çalıştığını söyledi.

“İnsanlarımız inim inim inliyor. Açlık sınırı 38 bin liraya dayanmış. Asgari ücretli bunun altında, emekli bunun çok daha altında maaş alıyor. Bu insan nasıl kira ödeyecek, nasıl elektrik ve doğal gaz faturası ödeyecek, nasıl mutfağını geçindirecek?

Siz bunları görmezden geliyorsunuz. Milletin gerçek gündemiyle ilgilenmiyorsunuz.”

“İKİ KİŞİLİK BİR AİLEYE 50 BİN LİRANIN ALTINDA GELİR YETMEZ”

Emekli ve dar gelirlilerin maaşlarına yapılacak artışlar konusunda da görüşlerini açıklayan Mısırlıoğlu, Türkiye'nin ekonomik şartları dikkate alındığında iki kişilik bir ailenin geçinebilmesi için 50 bin liranın altında bir gelir konuşulmaması gerektiğini savundu.

“Ben bunu yalnızca İYİ Parti İl Başkanı olarak söylemiyorum. Bir insan olarak söylüyorum. Bugünkü koşullarda iki kişilik bir ailenin geçinebilmesi için 50 bin liranın altında bir rakam konuşulmamalıdır. Bugün 40 bin lira verseniz bile bu enflasyon karşısında kısa süre sonra yine açlık sınırının altına düşecek.

Siz yüzde kaç zam yaptığınızı anlatıyorsunuz ama millet eline geçen parayla ne alabildiğine bakıyor. Emekli sizin zam oranınızla değil, cebine giren parayla geçiniyor.”

“BENZİNDE İNDİRİM, ZAMLARDA YENİ HESAP!”

Akaryakıt fiyatları ve enflasyon üzerinden de ekonomi yönetimini eleştiren Mısırlıoğlu, benzinde gündeme gelen 6 liranın üzerindeki indirimi hatırlattı.

Fiyat hareketlerinin enflasyon ve ücret artışları üzerindeki etkisinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Mısırlıoğlu, hükümetin dar gelirliye yapılacak ücret artışlarında düşük oranlarla yetinmemesi gerektiğini ifade etti.

“Aralık ayına geliyoruz. Asgari ücret ve emekli maaşı konuşulacak. Enflasyon hesapları yapılacak. Sonra millete küçük artışlar sunulacak. Vatandaşın ihtiyacı olan gerçek alım gücüdür. Yapılan zam daha maaş eline geçmeden eriyorsa bunun vatandaşa ne faydası var?”

“SEÇİM GELİNCE EMEKLİ HATIRLANIYOR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçmiş seçim dönemlerinde emeklilere yönelik açıklamalarını hatırlatan Mısırlıoğlu, verilen sözlerin yerine getirilmediğini savundu.

“2023 seçimlerinden önce emeklilere ne sözler verildi. 2024 yerel seçimlerinden önce neler söylendi? Emeklimiz verilen sözlerin yerine getirilmesini bekledi. Ama beklediğini bulamadı. 2024 yerel seçimlerinde de sandıkta tepkisini gösterdi. Önümüzdeki seçimlerde de emeklilerimizin aynı şekilde değerlendirme yapacağına inanıyorum. Emekliyi seçimden seçime hatırlamakla sosyal devlet olunmaz.”

“ÇOK PRİM ÖDEYENLE AZ PRİM ÖDEYEN ARASINDA ADALET SAĞLANMALI”

Emeklilik sisteminde aylık bağlama farklılıklarının giderilmesi gerektiğini belirten Mısırlıoğlu, daha fazla prim ödeyenlerin de adil biçimde değerlendirilmesi çağrısında bulundu.

“Çok prim ödeyenle daha az prim ödeyenin aynı aylıklara mahkûm edilmesi adalet duygusunu zedeliyor. Emeklilik sistemini bu hale getirmeyin. İnsanlarımız yıllarca prim ödedi, çalıştı, üretti. Emeklilik döneminde insanca yaşamak onların hakkıdır. Kâğıt üzerinde görünen zamlarla emekliyi oyalamayın. Maaşların gerçek alım gücünü artırın.”

“MEMUR EMEKLİSİNE VERİLEN SEYYANEN ZAM SÖZÜ NEREDE?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın memur maaşlarına yapılan artışların emeklilere de yansıtılmasına ilişkin geçmiş açıklamalarını gündeme getiren Mısırlıoğlu, seyyanen zam konusundaki beklentilerin karşılanmadığını savundu.

“Memur emeklisine verilen söz nerede kaldı? Bir seçim geçti, bir başka seçim geldi. Hâlâ memur emeklileri seyyanen zam konusunda bekliyor. Verdiğiniz sözleri hatırlattığımız zaman kızıyorsunuz. Biz sizin geçmişte yaptığınız açıklamaları hatırlatıyoruz. Millet verdiğiniz sözlerin yerine getirilmesini istiyor.”

“BAĞ-KUR PRİM GÜNÜ 9 BİNDEN 7 BİN 200'E NE ZAMAN DÜŞECEK?”

Esnafa verilen Bağ-Kur prim günü düzenlemesi sözünün de yerine getirilmesini isteyen Mısırlıoğlu, iktidarın bu konuda açıklama yapması gerektiğini belirtti.

“Esnafa 9 bin prim gününü 7 bin 200 güne indireceğinizi söylediniz. Peki nerede bu çalışma? Mecliste hangi aşamada? Ne zaman yasalaşacak?

Esnafımız vergisini ödemeye çalışıyor, sigorta primini yatırmaya çalışıyor, dükkânını açık tutmaya çalışıyor. Emeklilik konusunda verdiğiniz sözü de yerine getirin.”

“FON SORUŞTURMASI SONUNA KADAR GİTMELİ”

Türkiye gündemindeki yatırım fonlarına ilişkin soruşturmaya da değinen Mısırlıoğlu, siyasetçiler ve kamu görevlileri hakkında ortaya atılan iddiaların eksiksiz araştırılması gerektiğini söyledi. Soruşturma kapsamındaki adli işlemleri değerlendiren Mısırlıoğlu, siyasi kimlik ve görev ayrımı yapılmadan herkesin hukuk önünde eşit muamele görmesi gerektiğini vurguladı.

“Bu ülkede muhalefetten bir siyasetçi hakkında böyle iddialar ortaya çıksa sabah erkenden evinin kapısına polis dayanır. Kameralar eşliğinde götürülür. Ancak iktidara yakın isimler söz konusu olduğunda farklı bir yaklaşım sergilendiği izlenimi oluşuyor. Hukuk herkes için eşit olmalıdır. Kim suç işlemişse, kim milletin parasına el uzatmışsa hesabını vermelidir. Hiç kimse siyasi kimliğinin arkasına saklanmamalıdır.”

Mısırlıoğlu, geçmişte böylesine büyük yolsuzluk iddialarının hükümetlerin siyasi sorumluluğunun tartışılmasına neden olduğunu belirterek, günümüzde hesap verebilirliğin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“ALİ ÖZKAYA'NIN ÇAĞRISINI BİZ DE DESTEKLİYORUZ”

AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya'nın fon soruşturmasına ilişkin açıklamalarına da değinen Mısırlıoğlu, soruşturmanın bütün yönleriyle aydınlatılması çağrısına destek verdi. “AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Ali Özkaya da bu konudan rahatsızlığını dile getirdi. Soruşturmanın sonuna kadar gidilmesini, sorumluların ortaya çıkarılmasını istiyor.

Biz de zaten bunu istiyoruz. Liste açıklansın. Kim varsa ortaya çıksın. Sorumluluk kime kadar uzanıyorsa araştırılsın. Milletin parasını kim haksız biçimde elde etmişse hesabı sorulsun.”

“HİÇ KİMSE DEVLETTEN BÜYÜK DEĞİLDİR”

Siyasette bazı aile fertlerine dokunulamayacağı yönünde dile getirildiğini belirttiği açıklamalara da sert tepki gösteren Mısırlıoğlu, kamu gücü karşısında hiçbir kişinin ayrıcalıklı olamayacağını ifade etti.

“Bir siyasi partinin yöneticisi çıkıp kendi oğluna kimsenin dokunamayacağı anlamına gelen sözler söylüyorsa bunu kabul edemeyiz. Sen kimsin ki sana hesap sorulamayacak? Sen kimsin ki senin oğluna dokunulamayacak? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden daha mı büyüksün?

Bu devlet sana görev ve unvan vermiş. Bu görevler millete hizmet etmek içindir. Hiç kimse devletten ve hukuktan üstün değildir. Söz konusu kim olursa olsun, suç varsa bağımsız yargı araştırır ve gereğini yapar.”

“MİLLETİN PARASININ HESABINI VERİN”

Enerji piyasası ve kamu kaynaklarına ilişkin gündeme getirilen mali iddialara da değinen Mısırlıoğlu, EPDK üzerinden 53,1 milyar dolarlık usulsüzlük bulunduğu yönündeki iddiaların açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Mısırlıoğlu, kamuoyunda 270 milyar dolara kadar varan mali kayıp iddialarından da söz edildiğini belirterek şunları söyledi:

“Emekliye gelince kaynak yok diyorsunuz. Esnafa gelince kaynak yok diyorsunuz. Çiftçiye gelince kaynak yok diyorsunuz. Peki kamuoyunda konuşulan milyarlarca dolarlık iddiaların hesabı nerede?

53,1 milyar dolarlık iddialar ortaya atılıyor. Başka hesaplamalarda çok daha büyük rakamlardan söz ediliyor. Bunların hepsi araştırılmalı, hangisi doğru hangisi yanlış açıklanmalıdır. Milletin parasını koruyun. İsrafı durdurun. Kaynak arıyorsanız önce kamu kaynaklarının nereye harcandığını açıklayın.”

“SARAYDAN MECLİSE GİDERKEN BİLE BÜYÜK MASRAF YAPILIYOR”

Kamu harcamalarını ve Cumhurbaşkanlığı koruma uygulamalarını da eleştiren Mısırlıoğlu, devlet yönetiminde tasarruf anlayışının hâkim olması gerektiğini savundu.

“Cumhurbaşkanının Beştepe'den Türkiye Büyük Millet Meclisine gelişinde bile büyük bir güvenlik ve harcama düzeni oluşuyor.Burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Milletin içinden gelen bir yönetim milletinden korkmamalıdır. Binlerce polisle, büyük koruma konvoylarıyla, şatafatlı bir anlayışla milletin sorunlarını çözemezsiniz. Saraylardan, lüks sofralardan, konforlu makam araçlarından tasarruf edin. Milletin parasını millet için kullanın.”

“KORKULACAK TEK ŞEY MİLLETİN SANDIKTAKİ İRADESİDİR”

Mısırlıoğlu, iktidarın vatandaşın tepkisini dikkate alması gerektiğini belirterek, sandığın demokratik hesap verme yeri olduğunu ifade etti. “Milletinizden korkmayın. Ama sandığa saygı duyun. Sandıktan çıkacak iradeyi dikkate alın. Vatandaşı korkutarak siyaset yapma anlayışından vazgeçin. Bu millet gereken değerlendirmeyi yapar. İnanıyorum ki milletimiz zamanı geldiğinde vatanını, devletini ve milletini en iyi şekilde yönetecek kadrolara görev verecektir.”

“ESNAFIN KAZANCININ YÜZDE 45'İ GİDERLERE GİDİYOR”

Vergiler, sigorta maliyetleri ve işletme giderleri nedeniyle esnafın zorlandığını belirten Mısırlıoğlu, işletmelerin gelirlerinin önemli bölümünün çeşitli giderlere ayrıldığını söyledi. Esnafın kazancının yaklaşık yüzde 45'inin kesinti ve giderlere gittiğini savunan Mısırlıoğlu, şunları kaydetti: “Esnafın eline geçen paranın büyük bölümü zaten giderlere gidiyor. Kalan parayla ne yapacak?

Sermayesini mi koruyacak, evinin geçimini mi sağlayacak, çırağının ücretini mi ödeyecek? Aracının yakıtını mı alacak, sigortasını mı yaptıracak, kaskosunu mu ödeyecek? Araç sigortaları bile büyük bir yük haline geldi. Bazı araçlarda onlarca bin liradan, büyük araçlarda yüz binlerce liraya varan poliçelerden söz ediliyor. Bu şartlar altında esnaf nasıl ayakta kalacak?”

“TOPLUMUN BİRİKEN SIKINTILARINI ARTIK GÖRÜN”

Ekonomik sorunların toplumsal huzuru etkilediğini savunan Mısırlıoğlu, Afyonkarahisar'da yaşanan silahlı saldırıların ardından yetkililerin toplumsal sorunları daha kapsamlı değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

“İnsanlarımızın büyük bir kısmı çok ciddi sıkıntılar içinde. Toplum adeta barut fıçısı gibi. Ben yaşanan cinayetlerin ekonomik sorunlarla açıklanıp geçiştirilmesini doğru bulmam. Ancak ekonomik sıkıntıların insanların ruh hali üzerindeki etkileri de araştırılmalıdır.Türkiye'yi yönetenler bu olaylardan ders çıkarmalıdır. İnsanlarımızı rahatlatacak, toplumumuza nefes aldıracak adımlar atılmalıdır.”

“TEFECİLERE, UYUŞTURUCU TACİRLERİNE NEFES ALDIRMAYIN”

Toplumun güvenliğini tehdit eden suç örgütlerine karşı daha etkili mücadele çağrısında bulunan Mısırlıoğlu, özellikle tefecilik ve uyuşturucu sorunlarına dikkat çekti. “Kim insanımızı tefecilik yoluyla borç batağına sürüklüyorsa, kim çocuklarımıza uyuşturucu pazarlıyorsa, kim toplumun çaresizliğinden yararlanıyorsa devlet bunlarla en kararlı şekilde mücadele etmelidir.

Tefecilere, uyuşturucu tacirlerine, gençlerimizi zehirlemeye çalışan yapılara nefes aldırılmamalıdır. Vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak devletimizin en temel görevlerinden biridir.”

“AFYON ŞEKER FABRİKASI ÜRETİCİYİ ÜRETİMDEN SOĞUTUYOR”

Basın toplantısında şeker pancarı üreticilerinin sorunlarına da geniş yer ayıran Mısırlıoğlu, geçtiğimiz haftalarda Afyonkarahisar'daki pancar üreticilerinin yaşadığı sıkıntıları gündeme getirdiğini hatırlattı. Afyon Şeker Fabrikası'nın uygulamalarına yönelik üreticilerden şikâyetler aldığını belirten Mısırlıoğlu, çiftçilerin hasat, teslimat, küspe ve ödeme konularında zorlandıklarını söyledi. “Afyon Şeker Fabrikası adeta üreticiye pancar üretme der gibi davranıyor.

Pancar üreticilerimiz tarladaki ürününü sökmekte, teslim etmekte, küspesini almakta ve ürettiği ürünün karşılığını zamanında tahsil etmekte sıkıntılar yaşıyor. Çiftçi üretim yapıyor ama borcunu ödeyemiyor. Ürününü teslim etmek istiyor ama sorunlarla karşılaşıyor. Böyle bir üretim anlayışı sürdürülemez.”

“BURDUR ŞEKER FABRİKASI'NDA PANCAR ALIMI GECİKİYOR İDDİASI”

Dinar ve Afyonkarahisar'ın güney ilçelerindeki pancar üreticilerinin de kendilerine başvurduğunu açıklayan Mısırlıoğlu, Burdur Şeker Fabrikası'na ilişkin şikâyetleri gündeme taşıdı.

Dinar İlçe Başkanlığına gelen üreticilerin pancar alımındaki gecikmelerden yakındığını belirten Mısırlıoğlu, şöyle konuştu: “Dinar İlçe Başkanlığımızı ziyaret eden üreticilerimiz yaşadıkları sıkıntıları anlattılar. Afyon'un güney bölgesindeki üreticilerimizin önemli bir kısmı Burdur Şeker Fabrikası ile çalışıyor. Bize gelen şikâyetlere göre fabrikanın revizyon çalışmalarının zamanında tamamlanmadığı gerekçesiyle pancar alımlarında 20-25 güne varan gecikmeler yaşandığı ifade ediliyor. Pancar tarladan sökülmüş, teslim edilmeyi bekliyor. Bu pancar bekledikçe suyunu kaybediyor. Tonajı düşüyor. Sonuçta üreticinin geliri azalıyor. Bu çiftçinin kaybını kim karşılayacak?”

TÜRKŞEKER'in 28 Ekim'de fabrikanın revizyonunu tamamlayarak üretime başladığını duyurmasına karşın, çiftçilerin teslimat ve bekleme sürelerine ilişkin şikâyetlerinin ayrıca araştırılmasını isteyen Mısırlıoğlu, üreticilerin mağduriyet yaşamaması gerektiğini belirtti.

“ŞEKER FABRİKALARININ GELECEĞİYLE Mİ OYNANIYOR?”

Afyon ve Burdur şeker fabrikalarında yaşandığını ileri sürdüğü sorunların üreticileri şeker pancarı tarımından uzaklaştırabileceğini söyleyen Mısırlıoğlu, şeker üretiminin Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı.

“Afyon Şeker Fabrikası özelleştirilmiş bir fabrika. Burdur Şeker Fabrikası ise devletin TÜRKŞEKER bünyesinde faaliyet gösteriyor. Ama iki bölgede de üreticiler sorun yaşadıklarını anlatıyor. Burdur'daki fabrika tarihî bir sanayi kuruluşudur. Böyle önemli tesislerin üretim kapasitesi korunmalıdır. Acaba amaç üreticiyi pancar tarımından uzaklaştırmak mı? Bu fabrikaların geleceğiyle ilgili başka planlar mı var?

Bu soruları soruyoruz. Çünkü sonuçta kaybeden üreticimiz ve ülkemiz oluyor.”

Şeker pancarının yerli tarım ve sanayi açısından önemine dikkat çeken Mısırlıoğlu, ithalata bağımlılığın artması ve alternatif tatlandırıcıların yaygınlaşması ihtimaline karşı da endişelerini dile getirdi.

Mısırlıoğlu, “Anadolu'nun bereketli topraklarında yetiştirilen şeker pancarından vazgeçilmesini kabul edemeyiz. Üreticilerimizin sorunları ivedilikle çözülmelidir. Fabrikalarımız çalışmalı, çiftçimiz üretmeye devam etmelidir.” dedi.

“AFYONKARAHİSAR DEVLET HASTANESİ'NDE YETKİ KARMAŞASI İDDİASI”

Basın toplantısının son bölümünde Afyonkarahisar'daki sağlık kurumlarına ilişkin kendisine ulaştırılan iki ayrı şikâyet dosyasını kamuoyuyla paylaşan Mısırlıoğlu, ilk olarak Afyonkarahisar Devlet Hastanesindeki idari işleyişe ilişkin iddiaları gündeme getirdi. Kendisine iletilen dilekçede, hastanenin resmî idari kadrolarının bazı konularda devre dışı bırakıldığı ve yetki alanlarının dışında görevlendirmeler yapıldığı yönünde ciddi iddialar bulunduğunu belirten Mısırlıoğlu, konunun İl Sağlık Müdürlüğü tarafından incelenmesini istedi.

“Bize gönderilen dilekçede Afyonkarahisar Devlet Hastanesinde idari işleyişin liyakat ilkelerinden uzaklaştığı, resmî yöneticilerin devre dışı bırakıldığı ve bazı yetkilerin farklı kişiler üzerinden kullanıldığı iddia ediliyor. Bunlar bize iletilen iddialardır. Bu iddiaların doğru olup olmadığını ilgili kurumların araştırması gerekir.”

“TEMİZLİK PERSONELİNE ‘ŞEFLERİN ŞEFİ’ UNVANI MI VERİLDİ?”

Mısırlıoğlu, dilekçede adı geçen Fadime Kaymak'ın hastanede temizlik personeli kadrosunda bulunduğunun ve yaklaşık on yıldır temizlik şefliği yaptığının ileri sürüldüğünü söyledi. Başhekim Osman Acar'ın göreve gelmesinin ardından Kaymak'ın “şeflerin şefi” olarak nitelendirilen bir konuma getirildiği iddiasına dikkat çeken Mısırlıoğlu, bu görevlendirmenin hukuki dayanağının açıklanmasını istedi.

“Devletimizin kadro cetvellerinde 'şeflerin şefi' diye bir unvan var mı?

Böyle bir görevlendirme yapıldıysa hangi mevzuata dayanılarak yapılmış? Kim yetki vermiş? Hangi görev tanımı oluşturulmuş?

Burada mesele bir çalışanın ismi değildir. Mesele kamu yönetiminde liyakat ve yetki düzenidir.”

“MÜDÜRLER GÖREVDEYKEN BAŞKA BİR KİŞİYE NEDEN YETKİ VERİLİYOR?”

 Hastanede Destek ve Kalite Hizmetleri Müdürü Emre Yavuzcan ile Müdür Yardımcısı Alper Kocasoy'un görev yaptığının dilekçede belirtildiğini söyleyen Mısırlıoğlu, resmî yöneticilerin yetkilerinin korunması gerektiğini ifade etti.

“Destek ve Kalite Hizmetleri Müdürünüz var. Müdür yardımcınız var. Bu insanlar görevlerinin başında. Peki idari işler ve personelle ilgili meselelerde neden doğrudan başka bir kişiyle iletişim kurulduğu iddia ediliyor? Bu kişiye hangi yetkiler verilmiş? Müdür ve müdür yardımcısının görev alanına giren konularda kim karar alıyor? Bunlar açıklığa kavuşturulmalıdır.”

“HASTANE YÖNETİMİ SİYASALLAŞTIRILIYOR MU?”

Şikâyet dilekçesinde adı geçen personelin AK Parti Merkez İlçe yönetiminde görev aldığı ve bu nedenle siyasi destek gördüğü yönünde iddialar bulunduğunu aktaran Mısırlıoğlu, sağlık kurumlarının siyasi ilişkilerden bağımsız yönetilmesi gerektiğini vurguladı. “Bize gelen dilekçede söz konusu kişinin iktidar partisinin merkez ilçe yönetiminde aktif görev aldığı, bazı siyasi isimlerden destek gördüğü iddia ediliyor. Şimdi düşünün, İYİ Parti iktidarda olsa ve bizim parti yöneticimiz devlet hastanesinde çalışsa, oradaki müdürler ve müdür yardımcıları dururken bu kişiye olağanüstü yetkiler verilse doğru olur mu?

Olmaz. Bizim partimizin yöneticisi için de doğru olmaz, başka partinin yöneticisi için de doğru olmaz. Kamu kurumları parti teşkilatlarının uzantısı gibi yönetilemez.”

“BAŞHEKİM OSMAN ACAR'A SESLENİYORUM”

Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Başhekimi Osman Acar'a doğrudan seslenen Mısırlıoğlu, açıklamasının kişisel bir husumet taşımadığını ifade etti.

“Sayın Başhekim Osman Acar'ı insan olarak severim, takdir de ederim. İnsani yönünü tartışmam. Ancak hastanenin profesyonel bir yönetim kadrosu varsa, o kadronun görev ve yetkileri korunmalıdır. Temizlik personeli kadrosunda görev yapan bir çalışanın, hangi gerekçeyle ve hangi yetkiyle diğer idari birimler üzerinde etkili hale getirildiği iddiası araştırılmalıdır. Hastaneyi yönetenlerin sorumlulukları bellidir. Siyasi ilişkilerle alternatif bir yönetim oluşturulduğu izlenimine izin verilmemelidir.”

Mısırlıoğlu, İl Sağlık Müdürlüğü ve ilgili denetim birimlerini göreve davet ederek, iddiaların araştırılması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi çağrısında bulundu.

“AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ'NDE 9 BİN LİRALIK IBAN İDDİASI”

Mısırlıoğlu'nun gündeme taşıdığı ikinci sağlık konusu ise Afyonkarahisar Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde tedavi gören bir vatandaşın şikâyeti oldu.

Bir vatandaşın kendisine ulaşarak diş tedavisi için görevli bir hekim tarafından özel banka hesabına para göndermesinin istendiğini iddia ettiğini açıklayan Mısırlıoğlu, konunun yaklaşık 15-20 gündür takipçisi olduğunu söyledi.

Mısırlıoğlu, şikâyeti şöyle anlattı: “Bir vatandaşımız Afyonkarahisar Ağız ve Diş Sağlığı Merkezine gidiyor. Diş tedavisi için işlemleri başlatılıyor, ölçüleri alınıyor.

Daha sonra kendisine, dişin dışarıda yaptırılacağı söylenerek 9 bin liranın üzerinde bir bedelin hekimin şahsi IBAN hesabına gönderilmesi istendiği iddia ediliyor. Vatandaşımız iyi niyetle hareket ediyor. Doktorun kendisinin annesine diş yaptırdığı yerden ona da diş yaptıracağını söylediğini ifade ediyor. O da güvenerek parayı gönderiyor.”

“SGK'DAN GELEN MESAJ ÜZERİNE ŞÜPHELENMİŞ”

Mısırlıoğlu, vatandaşın 21 Nisan 2026 tarihinde sağlık kuruluşundaki tedavisiyle ilgili ödemenin SGK tarafından karşılandığına ilişkin bir bildirim aldığını ve bunun üzerine şüpheye düştüğünü aktardı. “Vatandaşın telefonuna tedavi bedelinin SGK tarafından ödendiği yönünde bir mesaj geliyor. Vatandaş da haklı olarak soruyor: Ben bu işlem için doktorun hesabına para gönderdim. Şimdi SGK'dan da ödeme yapıldığına ilişkin mesaj geliyor. Bu nasıl oluyor?

İşte bu sorunun cevabını bulmak istiyoruz.”

Mısırlıoğlu, söz konusu ödeme ve tedavi işlemlerinin ilgili kayıtlarla karşılaştırılması gerektiğini, gerçekten usulsüzlük bulunup bulunmadığının ancak resmî incelemeyle ortaya çıkarılabileceğini belirtti.

“VATANDAŞ ŞİKÂYET ETMİŞ, AYLARCA BEKLETİLDİĞİNİ SÖYLÜYOR”

Şikâyetçi vatandaşın daha önce İl Sağlık Müdürlüğüne başvurduğunu ancak sonuç alamadığını ileri süren Mısırlıoğlu, kurumların şikâyet başvurularını zamanında ve ciddiyetle değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

“Vatandaş İl Sağlık Müdürlüğüne gidiyor. Telefon numarası alınıyor, 'Seni hastaneden arayacaklar' deniliyor. Günler geçiyor, aylar geçiyor. Vatandaşın iddiasına göre arayan soran olmuyor. Yeniden başvuruyor, bu defa da olumsuz bir tavırla karşılaştığını anlatıyor. Şikâyetinin üzerine gidilmediğini, hatta kendisinin azarlandığını söylüyor. Bu iddialar doğruysa kamu hizmeti açısından son derece üzücü bir durumdur.”

“KONUYU 15-20 GÜNDÜR TAKİP EDİYORUM”

Vatandaşın yaklaşık 15 gün önce İYİ Parti İl Başkanlığına geldiğini belirten Mısırlıoğlu, olayın kendisine anlatılmasının ardından ilgili yetkililerle doğrudan görüştüğünü açıkladı.

“Vatandaşımız buraya gelerek yaşadıklarını anlattı. Ben konunun ayrıntılarını öğrendim. Elindeki bilgi ve belgeleri değerlendirdim. Ardından ilgili yetkilileri telefonla aradım. Bu iddiaların araştırılması gerektiğini söyledim. Çünkü son derece önemli bir konu. Bir vatandaşın başına böyle bir olay geldiyse başkalarının başına da gelmiş olabilir.

Bir kişiden 9 bin lira alındığı iddia ediliyorsa, aynı uygulamanın başka hastalara yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır. Yüz kişiden böyle bir para alınmış olsa 900 bin lira eder. Elbette bunların hepsi araştırılarak ortaya çıkarılmalıdır.”

“NE DEMEK KONUYU KAPATALIM?”

Başkan Mısırlıoğlu, ilgili kurumlara yaptığı başvuruların ardından vatandaşla yeniden görüşüldüğünü ve kendisine konunun kapatılmasının teklif edildiği yönünde bilgi ulaştığını da ileri sürdü.

Bu iddiaya sert tepki gösteren Mısırlıoğlu, şunları söyledi: “Bana, vatandaşla görüşülerek konunun kapatılmasının istendiği yönünde bilgi geldi. Neyi kapatıyorsunuz? Hangi konuyu kapatıyorsunuz? Ortada bir iddia varsa araştırılır. Doğruysa gereği yapılır, yanlışsa bunun da açıklaması yapılır.

Bir doktorun zarar göreceği, idarenin sıkıntı yaşayacağı söylenerek bir şikâyet kapatılamaz.Devlet o doktorun maaşını ödüyor. Vatandaş da sağlık hizmetini kanunların öngördüğü şartlarda almak zorundadır. Eğer özel bir hizmet söz konusuysa bunun hukuki ve mali dayanağı, faturasının ve ödemenin nereye yapıldığının açık olması gerekir.”

“SAĞLIK KURUMLARINDA DENETİM VE ŞEFFAFLIK ŞART”

Mısırlıoğlu, hem Devlet Hastanesi hem de Ağız ve Diş Sağlığı Merkezine ilişkin iddiaların bağımsız ve ciddi biçimde incelenmesi gerektiğini vurguladı. “Ben kimsenin peşinen suçlu ilan edilmesini istemiyorum. Ama bu iddialar da halının altına süpürülmemelidir.

Hastane yönetimleri, İl Sağlık Müdürlüğü ve ilgili denetim kurumları görevlerini yapmalıdır. Vatandaşımızın hakkı korunmalı, kamu çalışanlarının da haksız yere töhmet altında kalmasına izin verilmemelidir. Şikâyetlerin gerçek olup olmadığı belgelere ve mevzuata göre ortaya çıkarılmalıdır. Afyonkarahisar'da hiçbir kamu kurumunda keyfî bir yönetim anlayışı olmamalıdır.”

“AFYONKARAHİSAR'IN ARTIK TARTIŞMAYA DEĞİL, ÇÖZÜME İHTİYACI VAR”

 Konuşmasının genelinde yerel ve ulusal yöneticilere sorumluluk çağrısında bulunan Mısırlıoğlu, ekonomik sıkıntıların, güvenlik sorunlarının ve kamu yönetimindeki aksaklıkların çözülmesi gerektiğini ifade etti.

Mısırlıoğlu, Afyonkarahisar'da yaşanan acı olayların ardından herkesin sorumluluğunu yeniden değerlendirmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bu ülke hepimizin. Bu şehir hepimizin. İnsanlarımızı daha huzurlu, daha güvenli ve daha refah içinde yaşatmak hepimizin görevidir. Yerel yöneticilerimiz kavga etmeyi bırakıp hizmete odaklanmalıdır. Hükümetimiz milletin ekonomik sıkıntılarını görmelidir. Esnafımıza, çiftçimize, emeklimize, asgari ücretlimize sahip çıkılmalıdır. Devlet kurumlarımızda liyakat esas alınmalı, vatandaşımızın hakkı korunmalıdır. Biz bunları söylemeye, yanlış gördüğümüz konuları gündeme getirmeye ve milletimizin sesi olmaya devam edeceğiz.”