Gözden kaçırmayın

Köksal ve Kavak'tan Bakan Yumaklı'ya ZiyaretKöksal ve Kavak'tan Bakan Yumaklı'ya Ziyaret

Odak’ta Mehmet Emin Güzbey, yerel basını ve Gazeteciler Cemiyeti’ni de anlatan bir yazı kaleme almış.

Yazısının bir bölümünde şöyle buyurmuş:

«“Mahalli idareler seçimi nedeniyle görevinden ayrılan Sezer Küçükkurt’un yerine geçici başkan olarak görev yapan İsmail Akar’ın şahsi ihtirasıyla bölündü. İsmail Akar sırf kendisi başkanlığa devam ettirilmediği için yeni derneği kurdu kurmasına da orada da çok fazla başkan olarak duramadı.”»

BOŞ ALGI BİZE TUTMAZ

Bu yazdığının neresini düzelteyim ki?

Öncelikle şunu söyleyeyim:

Bu yazı nedeniyle “Yalancısın Güzbey” başlığı atanlar gibi kimse bizden kişilik haklarına saygısızlık beklemesin.

Bizim derdimiz; algı oluşturmak, itibarsızlaştırmaya çalışmak değil. Derdimiz, gerçeği ve doğruyu yazmak, tarihe not düşmek.

Bakın, ister gazetecilik yapın ister başka bir iş… Temel kural; ilkeli, dürüst ve güvenilir olmak.

AGC’Yİ TESLİM ET SONRA MATEM TUT

Gelelim yazılanlara…

Şimdi Güzbey ile yıllar öncesine gidelim.

Dönemin Valisi, Belediye Başkanı ve bazı çevreler, AGC Başkanı Mehmet Emin Güzbey’i başkanlıktan indirmek adına düğmeye basıyor.

Vali ile Kamu arazisine yapılamayan otelden ötürü aranızda ihtilal çıkmıştı.

Ve

Seçilmiş atanmışlar

Elinden ıslak imzalı istifa yazısı alınıyor.

O esnada Ertuğrul Sevim ve ben dik durduk. AGC’yi ve Güzbey’i teslim etmedik.

Kongreye gittik ve tek listeyle göreve devam edildi.

Doğru mu Güzbey?

Yıllar sonra yine seçilmişler ve atanmışlar gazetecilere el attı.

“Birleşin” talimatı verildi.

Güzbey, AGC olarak tek başına karar verdi ve Afyon Gazeteciler Derneği’ne tabi oldu. Cemiyetin anahtarını da teslim etti.

O “ihtiras peşinde” yazdığın ve tam 15 yıl birlikte yol yürüdüğün kişi ise bu birleşmeye “Patronlar Kulübü” diyerek karşı çıktı.

YENİDEN AGC

AGC yeniden adına kavuştu

Nasıl mı?

Anlatayım

Sonrası

AGD’ye ısrarla davet edildim. Girdim.

Herkesin gıptayla baktığı bir STK olmuştu.

AGC adını kongrede ben teklif ettim. Derneğin adı Afyon Gazeteciler Cemiyeti oldu.

Afyon’un en itibarlı STK’larından biri olarak yerel seçimlere kadar bu yapı devam etti.

Belediye başkan adayı olan Sezer Küçükkurt başkanlıktan ayrıldı.

Hemen ardından yönetim toplantısı yapıldı ve oy birliğiyle AGC Başkanı oldum.

BAŞKAN AKAR KARARINA İLK İMZAYI AT, SONRADA KURUCU BAŞKAN ÖYLE Mİ?

O günü de hatırlatayım:

“Oy birliği ile AGC Başkanı Akar” şeklinde alınan karara ilk imzayı da sen attın, Güzbey.

Böylesi STK’larda “geçici başkanlık” mı olur?

Burası 23 Nisan koltuğu mu ki?

Başkan olamayınca ne yaptığını da hatırlatayım.

Afyon Gazeteciler Cemiyeti kongre sürecine girdi. Liste netleşecekti.

Başta sen olmak üzere üç-dört yönetici, iki ismin yönetimde yer almaması konusunda ısrar etti. Baskı başladı.

Saatler süren toplantılar yapıldı.

Ben ve “İstemiyoruz” diyen grup taviz vermedi.

Ben de “Davul bende, tokmak başkasında olmaz” diyerek ayrıldım.

SÖYLEDİKLERİNİ İNKÂR ETTİN

BAŞKAN OL DİYE AYAKLARINA GİTTİN Mİ?

Şimdi soruyorum:

O gün itiraz ettiğin, bugün ise çevresinde dolaştığın o iki kişi konusunda ısrarcı olmasaydım, AGC Başkanlığı sürecekti, değil mi?

Peki, ihtiras nerede kaldı?

“Ekip devam etsin, başkanlığa devam et” denilebilirdi.

Ama bize yakışmazdı.

Sen, yönetime istemediğini söylediğin o iki kişiye gidip “Başkan siz olun” teklifini yapmadın mı?

Yani bugün ak dediğine dönüp kara demek olur mu?

Vefa deyince aklıma geldi…

Ekibinle birlikte AGC’den istifa dilekçesi verdin. Ben kabul etmedim, değil mi Güzbey?

Ama sonrasında seni AGC’den çıkardılar.

Doğru mu?

Yani ne zor bir durum…

15 yıl başkanlık yap, sonrasında üyelikten çıkarıl.

Yetmez…

“Akil gazeteci” havasıyla kalem oynat, sağa sola çemkir.

Gelelim son yaşanana…

İşte tüm bunlardan sonra Afyon Basın Cemiyeti kuruldu.

Evet, ABC’nin kurucu Başkanıyım.

Ama TGF’de görev alınca kendi isteğimle başkanlıktan ayrıldım.

ABC’yi ekip arkadaşlarıma emanet ettim.

Kapıdan, bacadan atılmadım.

İTİBARLI OLMAK

Son söz

Bizde eyvallah olmaz.

Koltuk, mevki, makam hesabı hiç olmaz.

Atanmış da seçilmiş de olsa teslimiyet hiç olmaz.

Gazetecilik; halkın gözü, kulağı ve sesi olmak adına yapılmalı.

“Kalemini kır, sakın satma” düsturuyla yapılmalı.

İnanın, böylesi daha itibarlı oluyor.

Tavsiye ederim.

Mutlu ve aydınlık yarınlara…